Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkanı Emin Zararsız, depo ve eczane kayıtlarında görünen ama aslında olmayan 146 milyon kutu ilaç olduğunu belirterek, “Devletin her bir kutuyu ortalama 10 liradan aldığını hatırlarsak gerisini siz düşünün” dedi. Zararsız, böylece kamunun yaklaşık 1.5 milyar liralık yolsuzlukla karşı karşıya olduğunu ima etti.
SGK Başkanı Zararsız, 2010 yılı uygulamaları ve 2011 yılı hedeflerine ilişkin bir basın toplantısı düzenledi. Toplantıda gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Zararsız, 1 Ocak 2011 tarihi itibariyle ‘karekodlu’ olmayan ilaçların ödenmeyeceği uygulamasına ilişkin eleştirilere de yanıt verdi.
Türk Eczacıları Birliği’nin iddia ettiği gibi vatandaşın hiçbir ilacı alma sorunu bulunmadığını vurgulayan Zararsız, kamuoyunun yanıltıldığını söyledi. Haziran ayında piyasada bulunanın kat be kat üzerinde ‘geçici’ karekodlu ilaç tespit ettiklerini anlatan Zararsız, “230 milyon geçici karekod bulunmaktaydı. Sektöre bunu rasyonalleştirin, çağrısı yaptık. Böylece yaklaşık 40 milyon numara pasif hale geldi” dedi.
Sistem kayıtlarına göre şuanda 166 milyon 314 bin geçici karekodlu ilaç bulunduğunu belirten Zararsız, “Eczane ve depolardan bize gelen bildirimler 16 milyon kutu ilaç olduğunu gösteriyor ama hadi 20 milyon kutu olsun. Oysa 166 milyon 314 bin stiker bulunuyor” dedi.
HAYALİ REÇETE HAYALİ SATIŞ
Hayali olarak üretilmiş bazı reçeteler ile hayali olarak yapılmış ilaç satışlarının tespit edildiğini anlatan Zararsız, 1 Ocak 2011 uygulamasıyla bu tür hayali satışların önlendiğini vurguladı. Ancak Türk Eczacıları Birliği’nin itirazı üzerine Danıştay’ın 12 Ocak’ta, SGK’nin savunmasını bile almadan yürütmeyi durdurma kararı aldığını söyledi.
1.5 MİLYARLIK YOLSUZLUK
/_np/6521/10366521.jpgBir gazeteci, ‘yani siz olmayan 146 milyon ilacın ortalama 10 liradan devlete satılmak istenerek 1.5 milyar liralık yolsuzluk yapılmaya çalışıldığını mı söylüyorsunuz . Potansiyel 1,5 milyar liralık yolsuzluğu mu önlemiş oldunuz’ sorusuna yanıt verdi. Zararsız, “ 1.5 milyar liralık yolsuzluğu biz 1 Ocak’ta durdurmuştuk ama Danıştay’ın kararının ardından bu orada duruyor” karşılığını verdi.
VATANDAŞ ZORLANMIYOR
Eczane raflarında bulunan 10 milyon ilacın da 3-5 ilaçtan oluştuğunu ve az sayıda eczanede toplandığına da dikkat çeken Zararsız, “Kaldı ki bu ilaçların tamamının orijinal karekodlusu da eşdeğeri de mevcut. Vatandaş orijinal karekodlusunu bulabilme imkanına sahip. Tek bir vatandaşımız, en basit ilacı da en ciddi ilacı da almakta zorlanmıyor. Küçük bir kesimin elindeki ilacın satışını yaptırmak için gürültü koparılıyor” diye konuştu.
TEB 100 MİLYON DİYOR
Başkan Zararsız’ın bu iddialarına karşılık Türk Eczacıları Birliği (TEB) yönetimi, 15 milyonu eczane stoklarında olmak üzere yaklaşık 100 milyon kutu G2D etiketli ilaç bulunduğunu ileri sürüyor. SGK’nin iddia ettiği gibi 146 milyon kutu değil, 100 milyon kutu ilacın stoklarda olduğunu vurguluyor.
Ayrıca G2D’li ürünlerin SGK tarafından kabul edilmeyeceğini 15 ay önce değil 30 Aralık tarihli genelgeyle öğrendiklerini belirtiyor. Ayrıca Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Nihat Tosun’un 1 Eylül 2010 tarihli genelgesinde G2D etiketli ilaçların son kullanım tarihlerine kadar, eczanelerden satışının uygun olduğunun belirtildiği vurgulanıyor.
TEB 4 Ocak tarihli kamuoyu açıklamasında, “Devletin kural koyucu kurumları arasında tutarlılık olmasını bekleyen bizler, bu nedenle 30 Aralık 2010 tarihine kadar G2D etiketli ilaçların sunumunda herhangi bir sorun olmayacağı gerçeğinden hareket ediyorduk. Eğer iddia edildiği gibi 1 Eylül 2010 düzenlemesinin SGK tarafından göz ardı edileceği bilinseydi, bunca zamandır eczacılar ve tüm dağıtım kanalları G2D’li ürünleri stoklarında tutmaya devam eder miydi” diye soruluyor.
Türkiye’de eczanelerden sunulan ilaçların yüzde 90’ından fazlasının kamu tarafından alındığı anımsatılarak, “Sağlık otoritesi tarafından son kullanım tarihine kadar hastaya sunumuna izin verilmiş, milli servetin bir parçası olan milyonlarca kutu ilacın, Türkiye’nin bu gerçeği göz önüne alındığında; geri ödeme kurumu tarafından kabul edilmemesi demek vatandaşın bu ilacı parasını ödeyerek almasından başka bir anlam taşımamaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumu yetkililerince basında ifade edildiği gibi, hastalarımızın deyim yerindeyse kapı kapı dolaşarak ilaç araması ise; sağlık ve eczacılık gerçeği ile bağdaşmadığı gibi, hastalar için zulüm demektir” deniliyor.
EMEKLİ MAAŞLARI
Başkan Zararsız, basın toplantısında SSK ve Bağ-Kur emeklilerine 2010 yılı ikinci yarısının TÜFE artışı oranında zam yaptıklarını belirtti. 60 liralık zammın ise torba yasa tasarısının yasalaşmasından sonra yansıtılacağını kaydetti. Yasanın Şubat ayına yetişmesi durumunda emekli maaşına hem Ocak hem de Şubat ayından doğan 60 liralık zammın yansıtılacağını anlattı.
Çalışan kadınların, doğum borçlanmalarındaki 300 gün sınırlamasının kaldırıldığını anımsatan Zararsız, kadınların çalışmaya başladıktan sonraki iki doğumunu da borçlanma olanağına kavuştuğunu söyledi.
HASTANELERE UYARI
Başkan Zararsız, hastalardan usulsüz olarak ‘fark ücreti’ alan hastanelerini de uyardı. Bu konuda kendi müfettiş grubuyla yaygın denetime başladıklarını belirten Zararsız, “ Hastanelere sesleniyorum. Fark ücreti alınmaması gereken alanlarda fark ücreti alınmasının tespiti halinde sözleşmenin feshine kadar giden cezalar var. Oranların yetiyor olup olmaması başka tartışmadır ve buna Bakanlar Kurulu yetkilidir. Sınıflandırmada hangi oran alınması gerekiyorsa onun üzerinde tek bir kuruş alınmasına müsamaha olamaz” dedi.
SOSYALİST DEVLET DEĞİLİZ
Şeker hastalarının şeker ölçüm çubuğunun ödenmediğine ilişkin şikayetler konusunda ise Zararsız, “Her strip için 0.55 kuruş öderken artık 50 kuruştan 70 kuruşa kadar ödeme yapacağız. Sosyal devlet hiçbir zaman sosyalist devlet anlamına gelmez. Biz ortalama fiyatları ödemeye devam edeceğiz” dedi.
Zararsız, sigara içenlerden ‘sağlık vergisi’ alınmasına ilişkin çalışmanın devam ettiğini belirtti.
kaynak:hürriyet
Ssk ile çalışanlar ssk hizmet dökümü sayfasında ssk primlerinin yatmadığını farkettiği anda ssk şikayet dilekçesi oluşturmaları gerekir. Peki bu şikayet dilekçesi nasıl olur diyenler için örnek şikayet dilekçemiz..
SOSYAL SIGORTALAR KURUMU IL MÜDÜRLÜĞÜ’NE
İSÇİNİN
Adı ve Soyadı :
İkamet Adresi :
Telefon No :
İşe Giriş Tarihi :
İşten Çıkış Tarihi :
İŞYERİNİN
Ünvanı :
Adresi :
Telefon No :
İşverenin Adı,Soyadı :
Yukarıda adı geçen işyerinde çalışmakta iken hiçbir gerekçe gösterilmeksizin haksız ve gerekçesiz bir şekilde işime son verilmiştir.
Ancak daha sonra kurumunuz nezdinde yaptığım araştırma sonucu Sigortalarımın ;
[ ] … EKSİK YATIRILDIĞINI
[ ] … HİÇ YATIRILMADIĞINI öğrendim.
İşverenden sikayetçiyim.
Hakkında gerekli işlemin yapılmasını ve eksik yatırılan / hiç yatırılmayan sigortalı günlerimin ödettirilmesini arz ve talep ederim.
Doğum borçlanması bedelinin aylara bölünüp taksitle ödenmesi mümkün değildir.
Borçlanma bedelinin 1 ay içinde ödenmesi gerekmektedir. Ancak ay içinde haftalık olarak ödeme yapılması mümkün olabilir. Toplam bedelin parça parça ve farklı farklı tarihlerde bile olsa 1 ay içinde ödenmesi halinde sorun olmayacaktır.
Ancak borçlanma bedelinin tamamının değilde bir kısmının ödenmesi halinde ödenen tutarın karşılığı kadar gün kazanılır.
Sonradan yapılan yeni doğum borçlanması başvurularında bu ödenen günler düşülür.
Aslında doğum borçlanması bedellerinin 1 ay içinde ödenmesi kolay değildir. Çünkü 2 doğum borçlanması için çıkan rakam 10.000 liranın üzerindedir. Böyle bir tutarın herkes tarafından tek kalemde ödenmesi doğal olarak mümkün olmayacaktır.
Eskiden askerlik borçlanmasında olduğu gibi 6 aylık süre verilmesi daha mantıklı olur.
Burada SGK sigortalıya ”önce borçlanma için paranı hazırla sonra başvuru yap ”demek istiyor.
Vatandaşta ”Bakalım ne cevap verecekler, doğum borçlanması hakkım var mı, kaç para borcum çıkacak?” diye başvuru yapıyor.
Ödeme süresi de 1 ayla sınırlı olunca borçlanma bedelleri ödenemiyor. Ödeme süresinin 6 aya çıkarılması SGK memurlarını gereksiz mesai harcamaktan kurtaracaktır. Ayrıca vatandaş da tekrar tekrar borçlanma başvurusu yapmak zorunda kalmayacaktır.
Ali ÖZTÜRK
Bir süredir uygulanan adres kayıt sistemi; kişilerin yerleşim yerlerine göre nüfus bilgilerinin güncel olarak tutulduğu, nüfus hareketlerinin her an izlenebildiği, TC Kimlik Numarasına göre kişiler ile ikamet adreslerinin eşleştirildiği bir uygulama niteliğinde.
Sisteme göre, adres değişikliği yapanların 20 işgünü içerisinde yeni adres bilgilerini bağlı bulundukları ilçe nüfus müdürlüklerine bildirmeleri gerekiyor. Bu süre içinde adres değişikliği beyanında bulunmayanlar para cezası ile karşılaşıyor.
Ancak, bu süre içinde bilgi vermeyenlere para cezası hemen kesilmiyor. Boşaltılan eve bir başkası taşınarak kayıt yaptırmak istediğinde ev dolu gözüktüğü için, taşınma beyanının gerçek olup olmadığının anlaşılması amacıyla muhtarlıklar ve polisten tahkikat talep ediliyor. Muhtar ve polis, o evde kimin yaşadığını tespit ediyor. Eve yeni taşınan kişinin beyanı doğruysa bilgileri kayıt altına alınıyor. Evi boşaltan ise sistemde şüpheli duruma düşüyor. O kişi, ikametgahı ile ilgili belge almak istediği anda sistem otomatik olarak lira para cezası kesiyor.
TEBLİGAT KONUSU
Adres kayıt sisteminde gerekli bildirim ve güncellemenin yapılmaması halinde 2011 yılı itibarıyla kesilecek idari para cezası 354 TL. Ancak, artık olay bununla da sınırlı olmayacak. Adres kayıt sistemindeki adresle gerçek adresin farklı olması, çok daha ciddi sorunlar ortaya çıkarabilecek. Bunun nedeni, Tebligat Kanunu’nda yapılan değişiklikler.
TBMM’de kabul edilen ve adres kayıt sistemini de tebligatın esaslı unsuru kabul eden değişiklikler özetle şunlar:
‘Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.’
‘Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.’
‘Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır.’
NE ANLAMA GELİYOR?
Bu değişiklilerin para cezasından daha ciddi sonuçlar ortaya çıkarabileceği konusuna vurgu yapmıştık. Şimdi, ‘Ne olabilir?’ sorusunu yanıtlayalım. Başka yere taşındığı halde adresini değiştirmeyen bir kişi hakkında icra takibi yapıldığında, kişiye ulaşılamayınca kayıt sistemindeki adresine tebligat yapılacak. Bu adresle kişinin bağlantısı olmadığı için bilgisi olmadığı halde tebligat yapılmış sayılacak. Dolayısıyla süreye bağlı olan itirazlarda itiraz süresini kaçıracak.
Somutlaştıracak olursak, bir alacağın takibi için icra dairesinden gönderilen ödeme emrine karşı 7 gün içinde itiraz veya mal bildiriminde bulunamayacağı için hem borç kesinleşecek (gerçekte olmasa bile), hem de mal bildiriminde bulunulmadığı için tazyik hapsi ile karşı karşıya kalınabilecek.
Aynı durum, vergi ve sigorta işlemleri için de geçerli. Yani, özellikle bir hakkın kullanılması için kanunlarda belli süre öngörülen işlemlerde süre tebliğle başlıyor. Tebliğ yapılacak kişinin bulunamaması halinde, yeni değişikliklere göre adres kayıt sistemi devreye girecek. Bu nedenle, adres kayıt sistemine gerekli bildiririm ve değişikliklerin yapılması artık çok daha önem kazanmış durumda. Bizden uyarması…
Metin TAŞ & Sezgin ÖZCAN – AKŞAM
Bir şans, bir umut bekliyor ülkemiz. Ama lütfen bir ödeme kolaylığı çıkartacaksanız sakın karmakarışık rasyolara bağlamayın işi.
Bu köşeden daha önce birkaç kez af beklentisini kaleme almış ve iş dünyasının şiddetle vergi ve sigorta primine yönelik yapılandırmaya ihtiyacı olduğunu belirtmiştik.
İş dünyasının bu çağrıları karşılıksız kalmadı, şimdi çok önemli bir af tasarısı gündeme geldi.
Hatta, vergi ve sigorta primi dışında elektrik, su, doğalgaz, emlak vergisi, stopaj, harçlar, trafik cezaları gibi bir çok kalemde de yeni bir yapılandırma olacak. Af kapsamında borcun anaparası korunarak gecikme zammı ve faizlerinde yeni bir düzenleme yapılarak cezalarda indirime gidilecek. Ayrıca ödeme kolaylığı olması için taksitlendirmede yapılacak.
Gerçekten iş dünyası büyük sıkıntılar içinde. Kamunun gecikme zam ve cezası, faizi çok yüksek. Örneğin, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun prim ve diğer alacakları süresi içinde ve tam olarak ödenmezse, ödenmeyen kısmı sürenin bittiği tarihten itibaren ilk üç aylık sürede her bir ay için % 2 oranında gecikme cezası uygulanarak artırılmaktadır. Ayrıca, her ay için bulunan tutarlara ödeme süresinin bittiği tarihten başlamak üzere borç ödeninceye kadar her ay için ayrı ayrı Hazine Müsteşarlığınca açıklanacak bir önceki aya ait Türk Lirası cinsinden iskontolu ihraç edilen Devlet iç borçlanma senetlerinin aylık ortalama faizi bileşik bazda uygulanarak gecikme zammı hesaplanmaktadır. Benzer durum vergi ve diğer alacaklarda da söz konusudur.
Bir şans, bir umut bekliyor ülkemiz. Ama lütfen bir ödeme kolaylığı çıkartacaksanız sakın karmakarışık rasyolara bağlamayın işi. Basit ve anlaşılır, herkesin okuyunca anlayacağı bir düzenleme olsun. 2008’de çıkartılan taksitlendirme ve ödeme kolaylığı gibi gecikme zammının bir kısmını silip, teminat istenmeden ödemeye kolaylık getirilirse emin olun başvuru artar. Hatta bankalarla görüşülüp borçlulara düşük faizli kredi imkanı getirilirse hem ekonomi canlanır, hem de devletin kasasına önemli miktarda kaynak girmiş olur.
Bundan hem ülkemiz, hem de SGK, maliye gibi kamu kurumları ve hem de istihdam artışıyla vatandaş avantajlı çıkar. Ancak bir an önce bu yasanın çıkmasını bekliyor vatandaş.
Dr. Resul KURT – Haber 7
Şirketlerde işe alınacak personelin başka yerlerde çalışıp çalışmadığı, verdiği bilgilerin doğru olup olmadığı, hizmet çakışmaları gibi uygulamalar SGK’nın internet sitesinden öğrenilebiliyor. SGK bu işlemlere şifre şartı getirdi.
Şirketlerde işe alınan kişilerin başka yerlerde çalışıp çalışmadığı, ya da çalışanın verdiği bilgilerin doğru olup olmadığı, hizmet çakışmaları gibi hususlarda şirketler SGK web sayfası üzerinden sorgulama yaparak işlemlerini yürütmekteydi.
SGK’nın web sayfası üzerinden sigortalılara ait bilgilerin ve gün dökümlerinin verilmesi mümkün olmaktaydı. Ancak, SGK başkanlığı yaptığı duyuru ile bu uygulamayı değiştirdi.
Yapılan duyuruda kişisel bilgilerin korunması kapsamında, SGK internet sitesinde yayınlanmakta olan gün dökümü, hizmet süreleri, emekli maaşı ve ilaç kesintisi görüntüsü vb. bilgilerin 01/11/2010 tarihinden itibaren turkiye.gov.tr (e-Devlet Kapısı) üzerinden yayınlanacağı, bu tarihten itibaren kişisel bilgiler SGK’nın sgk.gov.tr sitesinden yayınlanmayacağı duyuruldu.
Bu çalışma ile vatandaşların kullanıcı adı ve şifreleri ile e-Devlet Kapısı üzerinden kendi bilgilerine güvenli bir şekilde ulaşmaları sağlanmış olacağı belirtilmiştir. Kişisel bilgileri içeren uygulamalara turkiye.gov.tradresinden erişilebilecektir.
e-Devlet şifresini içeren zarfı PTT merkez müdürlüklerinden, şahsen başvuru ile, üzerinde TC Kimlik numarasının bulunduğu kimliği ibraz ederek temin etmek mümkündür. Şifre ilk alındığında PTT tarafından işlem masrafı olarak 1 TL tahsil edilmektedir. Şifrenin kaybedilmesi, unutulması vb. durumlarda PTT’den alınacak her şifre için ayrıca 10 TL ücret ödenmektedir. Bu masraf dışında herhangi bir yıllık ücret ödenmesi söz konusu değildir.
Dr. Resul KURT / Dünya
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, memur maaşlarından sonra SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin de maaşlarının bayram öncesi ödeneceğini duyurdu.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, SSK ve Bağkur Emeklileri’nin maaşlarını bayramdan önce alınacağı belirtildi. Çalışma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada emeklileri hesap numarasının son rakamına göre maaşlarını alacak.
PARASINI KİM NE ZAMAN ALACAK
Buna göre, SSK emeklilerinden tahsis numarasının son rakamı; 9, 7 ve 5 olanlar 9 Kasım Salı, 3, 1 ve 8 olanlar 10 Kasım Çarşamba, 6 ve 4 olanlar 11 Kasım Perşembe, 2 ve 0 olanlar 12 Kasım Cuma maaşını alacak. Bağ-Kur emekli ve hak sahiplerinden tahsis numarasının son rakamı; 9, 7 ve 5 olanlar 9 Kasım Salı, 1 ve 3 olanlar 10 Kasım Çarşamba, 4, 6 ve 8 olanlar 11 Kasım Perşembe, 0 ve 2 olanlar ise 12 Kasım Cuma maaş alacak. • CİHAN
SSK
Sigortalı olduğunuz takdirde siz ve aileniz hayatın çeşitli risklerine karşı korunursunuz. Çalışma hayatı türlü risklerle doludur. Çalışırken iş kazası geçirebilirsiniz. Meslek hastalığına tutulabilirsiniz. Siz ve aileniz hastalanabilir. Kadın iseniz siz veya erkek iseniz eşinizin hamileliği de sizin giderlerinizi arttıran risklerdir. Yine işsiz kalabilirsiniz.
Yine yaşlanınca çalışamaz duruma düşebilirsiniz. Malül kalabilirsiniz. Ölümünüz halinde eşiniz ve çocuklarınız geçimlerini sağlayamayabilir. İşte sosyal sigorta sizi ve ailenizi tüm bu zor durumlara karşı koruyan ve sizi bu gibi zor durumlarda destekleyen bir sistemler bütünüdür.
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa ve bu Kanunu uygulamakta olan Sosyal Sigortalar Kurumuna tabi bir işte ?sigortalı? olarak çalışmak, hayatın çeşitli risklerine maruz kalmanız durumunda size uzatılacak sıcak bir yardım elini garanti eder.
Sigortalı olduğunuzda
· iş kazası
· Meslek hastalıkları
· Hastalık
· Analık
· Malullük
· Yaşlılık
. Ölüm
. işsizlik
Sgk Muğla İl Müdürlüğü’ne İzmir’den Atanan Naci Şahin, Sigortalı Çalıştıran İşverenlerden 280 Milyon Lira Alacakları Olduklarını Kaydederek, Önümüzdeki Günlerde İcra İşlemlerine Başlayacaklarını Söyledi.
SGK Muğla İl Müdürlüğü’ne İzmir’den atanan Naci Şahin, sigortalı çalıştıran işverenlerden 280 milyon lira alacakları olduklarını kaydederek, önümüzdeki günlerde icra işlemlerine başlayacaklarını söyledi. Muğla’da 15 ay görev yapan SGK İl Müdürü Kazım Tapa’nın Rize İl Müdürlüğü’ne atanmasının ardından Muğla’ya, SGK Müfettişi ve İzmir İl Müdür Yardımcısı Şahin’in vekâleten tayin edildi.
Geçen hafta başında görevine başlayan İl Müdürü Şahin, düzenlediği basın toplantısında, vatandaş odaklı bir yönetim sergileyerek kurumda değişim rüzgârları estireceklerini söyledi. SGK’nın oluşmasıyla birlikte Muğla’da iki müdürün görev yaptığını hatırlatan Şahin, “Bu bir hizmet yarışıdır. Bizden öncekiler bu duruma kadar getirmiş, biz de aldığımız bayrağı kendimizi yenileyerek daha üst noktalara taşımak istiyoruz.” dedi.
SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı’nın aynı çatı altında birleşmesiyle SGK’nın yeni bir kimlik kazandığını anlatan Naci Şahin, “Muğla’da bundan sonraki dönemde vatandaş ve çözüm odaklı bir yönetim sergileyeceğiz. Önümüzdeki hafta kurumun girişine, rehberlik servisimizi kuracağız. Buraya gelen vatandaşlarımıza, numara sırasına göre sekiz gişedeki personelimiz yardımcı olacak. Bu şekilde insanların katları dolaşmasına son vereceğiz ve bütün işlemlerini gişelerde çözeceğiz. Kuracağımız internet sistemiyle vatandaşlar, sağlık aktivasyonlarını yapabilecek. Emekli olanların maaşının bağlandığı, ceplerine mesaj olarak iletilecek. Vatandaşlarımızı kurama getirmeden işlerini kolaylaştırmak için çözüm yolları üretmeye çalışıyoruz.” ifadelerini kullandı. Kurumdaki yeni hizmet anlayışıyla sağlık ödemelerinde de büyük kolaylıklar getirileceğine dikkat çeken SGK İl Müdürü Şahin, halen emeklilik işlemlerinin 29 günde tamamlanabildiğini, 6 ay içinde 12 güne düşürülebileceğini belirtti.
İl Müdürü Naci Şahin, Muğla’nın 802 bin 381 nüfusu olduğunu, yazın 3 milyonu bulduğunu belirterek, il genelinde kayıtlı 26 bin 63 işyeri olduğunu, buralarda 4-a, 4-b ve 4-c’li olmak üzere toplam 238 bin 951 kişi çalıştığını, 242 bin 776 da emekli bulunduğunu kaydetti.
Muğla’da sigortalı çalıştıran işverenlerin borçlarının 280 milyon lira civarında olduğunu bildiren Şahin, “Yakında icra işlemlerine başlayacağız. İşverenlerin. büyük sorunlarla karşılaşmaması adına kuruma gelerek 36 aya varan taksitlendirmelere gitmeleri, kendileri açısından uygun olacaktır. Daha önce Bağ-Kur’lu olanlar, borçlarından dolayı sağlık hizmetlerinden yararlanamıyordu. Yeni uygulamayla taksitlendirme yoluna giderek yararlanmaya başlayacaklar.” diye konuştu.
Muğla il genelinde 26 bin 63 işyeri olduğunu, 3 bini merkezde, diğerleri ilçelerde bulunduğu için kurum olarak hizmetlerin oralarda yaygınlaştırılması gerektiğini belirten SGK İl Müdürü Şahin, şunları kaydetti: “Milas, Bodrum ve Marmaris’e ilçe temsilciklerini kurduk ve personellerini belirledik. Pazartesi gününden itibaren vatandaşlar, bir daha Muğla’ya gelmeden bütün işlemleri yerlerinde yapılmış olacak. Bu yıl içinde de Fethiye, Ortaca, Köyceğiz, Dalaman ve Yatağan’a da kurmayı planlıyoruz. Vatandaşlarımızın uzak yollardan gelerek buralarda perişan olmasını istemiyoruz. Özellikle Fethiye’nin hem nüfus hem de ulaşım olarak uzak olması nedeniyle bir an önce ilçe temsilciliği kurulmasını için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz.” (Cihan Haber Ajansı) 28.07.2010 16:38 [2168525]
VERGİ borcu olanlara, yeni bir kolaylık daha sağlanıyor.
Vergi de dahil kamu borcu olanlar, (sigorta primi borcu hariç) ödeyecek paraları yoksa; bina, arsa ya da arazileri ile borçlarını kapatabilecekler. Daha önce de uygulanan ve 31 Aralık 2009’da sona eren bu düzenleme, yapılacak bir değişiklikle, 31 Aralık 2014’e kadar yürürlükte olacak.
GETİRİLEN KOLAYLIK
Uygulama, kamu borcu olan belediyeleri de kapsıyor. Onlar da gayrimenkul verip, vergi borcu ya da diğer kamu borçlarını kapatabilecekler.
Uygulamadan yararlanacak olanların, vergi de dahil kamu borçlarını ödemede “çok zor durumda” olup olmadıklarının, vergi denetmenlerince yapılacak bir inceleme ile tespiti gerekiyor.
Yapılacak incelemelerde; finansal analiz teknikleri kullanılmak suretiyle, başvuruda bulunacak mükellefin borçlarını ödemede “çok zor duruma” düşüp düşmedikleri araştırılacak.
ARANAN KOŞULLAR
Borçlara karşılık olmak üzere, Hazine adına satın alınacak gayrimenkullerin;
- Uygulamadan yararlanacak mükelleflerin mülkiyetinde bulunması,
- Çok zor durumda olduğu inceleme raporu ile tespit edilen mükelleflerin tüzel kişilik olmaları halinde, tüzel kişiliğin mülkiyetinde ya da ortaklarının mülkiyetinde bulunması,
- Gayrimenkullerin üzerinde, amme borçları dolayısıyla vergi dairesi tarafından konulanlar hariç olmak üzere, herhangi bir kısıtlamanın bulunmaması,
- İmar planı geçen bölgeler içinde inşa edilmiş ve kamu hizmetlerinin sunulmasına elverişli bina halinde bulunması ya da bina inşasına elverişli arsa veya 5084 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilebilecek arazi ve arsa (üzerindeki bina ve müştemilat dahil) olması, gerekiyor. Ayrıntılar için Maliye Bakanlığı’nın 433 nolu Tahsilat Tebliği’ne bakılmasında da yarar var.
BORCUN KAPATILMASI
Gayrimenkulün değeri, borcun tamamını karşılamıyorsa, belirlenen değer bir orantı dahilinde asıl borç ve faizinden düşülecek.
Gayrimenkulün değeri, borcun tamamından fazlaysa, aradaki fark mükellefe iade edilmeyecek. Daha sonra doğacak borçlardan da mahsup edilmeyecek.
Ancak, bu durumda bulunanlar, verdikleri gayrimenkulün Hazine adına tescilinden önce, ortaklık ilişkisi bulunan veya en az bir ortağı aynı olan mükelleflerin borçlarından indirilmesini talep edebilecekler.
Gayrimenkulün işletmenin aktifinde kayıtlı olması durumunda, ayrıca KDV’de hesaplanacak ve takdir edilen değere ilave edilecek. Gerçek kişilere ait gayrimenkuller, KDV’ye tabi tutulmayacak.
NAKİT ÖDEMEYE DE KOLAYLIK
Borcu olan mükelleflerin, borcunu kapatabileceği gayrimenkulü bulunmayabilir. Nakit ödeme yapacaklara da bir kolaylık sağlanmalı.
2009 sonu itibariyle, birikmiş vergi alacağı (faizi hariç) 28 milyar lira. SSK (4/a) ve Bağ-Kur (4/b) prim alacakları ve faizleri ile birlikte, toplam alacak 100 milyar lirayı aştı.
Futbol kulüplerinin birikmiş borcu donduruldu ve yıllık yüzde 3 faizle 10 yıl yani 120 ay süre ile taksitlendirildi.
Futbol kulüpleri gibi 10 yıl olmasa bile 2,5-3 yıl yani 30-36 aylık bir vade tanınıp, birikmiş faizleri de enflasyona göre revize etmek suretiyle “ödeme kolaylığı” sağlanması, hem mükellefleri rahatlatır hem de on milyarlarca liralık gelir toplanmasını sağlar.