PKK’nın o iddiası çürütüldü

PKK'nın o iddiası çürütüldüHakkâri’nin Çukurca ilçesi yakınlarındaki Kazan Vadisi’nde ölü ele geçirilen teröristlerin otopsi işlemleri tamamlandı.

Malatya Adli Tıp Morgu’na getirilen 12’si yabancı uyruklu 24 teröristin cesetleri üzerine yapılan toksikolojik incelemede kimyasal silah izine rastlanmadı. PKK’lı teröristlerin ateşli silahlarla yaralanma sonucu hayatını kaybettiği belirlendi. Geçtiğimiz yıl ekim ayında Çukurca’da 24 Mehmetçiğin şehit edilmesinin ardından, Kazan Vadisi’nde 35 terörist etkisiz hale getirilmişti. PKK’ya yakın internet siteleri ile BDP’liler başta olmak üzere Alman parlamenterler ve Fransız avukatlar, TSK’nın operasyonda kimyasal silah kullandığı şeklinde propaganda yapmıştı.

Zaman Gazetesi’nin haberine göre operasyonun ardından terör örgütüne yakın yayın kuruluşları tarafından dillendirilen ‘kimyasal silah kullanıldı’ iddialarının gerçeği yansıtmadığı kaydedildi. İddiaları uluslararası arenada gündeme taşımak amacıyla Kazan Vadisi’ne götürülen Avrupa Parlamentosu (AP) eski üyesi Feleknas Uca, Alman parlamenter Jan Van Aken, Alman ve Fransız avukatlar Clementine Frances’in çalışmaları da boşa çıktı. Adlî Tıp raporları, BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın kasım ayında İstanbul Kazlıçeşme’deki mitingde propaganda aracı haline dönüştürdüğü benzer iddiaları da mesnetsiz hale getirdi.

Genelkurmay Başkanlığı, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) envanterinde kimyasal silah ve mühimmat bulunmadığını, bölücü terör örgütü ile mücadelenin ulusal ve evrensel hukuk kurallarına uygun olarak sürdürüldüğünü bildirmişti. Terör örgütü yandaşları tarafından propaganda aracına dönüştürülen kimyasal silah iddiaları 8 Aralık’ta yalanlanmıştı. Yerli ve yabancı bazı medya organlarında, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin teröristle mücadelede kimyasal silah kullandığına dair asılsız, mesnetsiz, taraflı ve karalamaya yönelik yayınların yer aldığının görüldüğü aktarılan açıklamada, “TSK envanterinde kimyasal silah ve mühimmat bulunmamaktadır. Bölücü terör örgütü ile mücadele ulusal ve evrensel hukuk kurallarına uygun olarak sürdürülmektedir.” denilmişti.

Kazan Vadisi’ndeki operasyonda ölü olarak ele geçirilerek Malatya Adli Tıp Morgu’na getirilen PKK terör örgütü üyesi 12’si kadın 24 teröristin cenazeleri Muş, Diyarbakır, Siirt, Malatya gibi farklı kentlerde toprağa verilmişti. 12’si yabancı uyruklu teröristlerden 5′i İranlıydı. İran hükümeti, teröristlerin cenazelerini kabul etmedi. Yasalar çerçevesinde Malatya’daki kimsesizler mezarlığına gömülmesi gereken teröristlerin cenazeleri BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın Başkakan Erdoğan’dan ricası üzerine Ağrı’nın Diyadin ilçesinde defnedildi. Bununla birlikte aileleri tarafından alınmayan 3 teröristin cenazesi de Malatya’daki kimsesizler mezarlığına gömüldü. Ayrıca terör örgütünün, ailelerine teslim edilen terörist cenazeleri üzerinden halkı sokağa dökmeye çalıştığı ortaya çıkmıştı. KCK’nın bu amaçla BDP’li bazı milletvekillerine baskı yaptığı ileri sürülmüş, ailelerin, güvenlik güçlerine “Kızımızın cenazesini onlara vermeyin. Bize baskı yapıyorlar. Cenazemize bile sahip çıkartmıyorlar.” diye yalvardığı haberlere yansımıştı.

10 Ocak 2012 Saat : 11:15
Okunma
admin
devamını oku

Siz de bu tuzağa düşmüş olabilirsiniz

Siz de bu tuzağa düşmüş olabilirsiniz!Adınıza açılmış kaç hat var? Cep telefonu kullanıcıları, adlarına kayıtlı kaç hat olduğunu internetten öğrenebilcekler.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), internet sitesi üzerinden yayınladığı 2012 iş planında, önemli hedefler paylaştı. Bu hedefler arasında en çok dikkat çeken planlardan biri de kişilerin üzerlerine kayıtlı hat sayısını öğrenebilme imkânı. Hatta bu hizmet, internet üzerinden de kolayca öğrenilebilecek.
İlk kez teknoloji sitesi ShiftDelete.Net tarafından gündeme getirilen bu hedefin altında yatan üç önemli sebep var.
İlki, başta Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) ve Emniyet Genel Müdürlüğü olmak üzere, güvenlik teşkilatlarının talep ettiği hatlara ilişkin yazılı isteklerde, hattın abonesinin kime ait olduğunun gerçeği yansıtmaması.
Bu konuda yapılacak iyileştirmeler sayesinde suçlar ile mücadele kapsamında, güvenlik teşkilatlarının eli daha da güçlenecek ve zafiyet ortadan kalkacak.
İkinci sebep ise haksızlığa uğrayan vatandaşların mağduriyetinin giderilmesi. Kendi bilgisi dâhilinde olmadan üzerlerine hat açılan kişilerin sayısı, yeni yöntem sayesinde en aza inecek.
Kişiler, internet üzerinden yapacakları sorgulama sayesinde durum hakkında net bilgi elde edebilecek ve kendi adlarına ait olan hatları listeleyebilecekler.
Üçüncü sebep ise iletişim sektörüne ait güncel ve doğru verilerin elde edilmesi.
Yapılacak çalışmayla birlikte, daha da netleşecek abone sayıları ile sektörün durumu ve operatörler arasındaki rekabet de açık bir şekilde kamuoyu ile paylaşılabilecek.
Mayıs 2012′de gerçeği öğrenebileceksiniz!
BTK’nın paylaştığı plana göre çalışmanın Mayıs 2012′ye kadar bitirilmesi öngörülüyor.
Halen kurumun başkanlığını sürdüren Tayfun Acarer, yaptığı açıklamada “2012 İş Planı’nda yer alan internet üzerinden kayıtlı hat sayısının öğrenilmesi ve diğer faaliyetler ile tüketici menfaatlerinin gözetilmesi hedefine ulaşılmasına katkı sağlanacaktır.” dedi.
Kullanıcılar, bu yenilik için ne dediler?
Çalışmayla ilgili olarak Turkcell ve Vodafone sessiz kalırken Avea yetkilileri “Şirketimizce, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) 2012 Yılı İş Planında yer alan ve kişilerin internet vasıtasıyla üzerlerine kayıtlı hat sayısını öğrenebilme imkânının sağlanmasına yönelik uygulamaya ilişkin gerekli çalışmalar BTK ile koordinasyon halinde sürdürülmektedir.” diyerek detek verdiklerini belirttiler.
10 Ocak 2012 Saat : 11:14
Okunma
admin
devamını oku

CHP liderinden soruşturma tepkisi

CHP liderinden soruşturma tepkisiCHP lideri Kılıçdaroğlu’nun, Silivri’deki Ergenekon mahkemesi için “Burada siyasi otoritenin emrinde olan yargıçların oynadıkları bir tiyatro var. Vicdanı ile hareket etmeyen yargıç, yargıç olabilir mi” sözleri üzerine Başsavcı fezleke hazırladı. “Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” ve “hakaret” suçlarından hakkında 6.5 yıl hapis istenen Kılıçdaroğlu “Nasıl yani? Beni de mi Silivri’ye götürecekler” dedi…

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında, geçen Kasım ayında Silivri Cezaevi’ndeki tutuklu milletvekillerini ziyaretinden sonra yaptığı açıklama nedeniyle 6.5 yıla kadar hapis cezası istemiyle fezleke düzenledi. Silivri Cumhuriyet Başsavcısı Ali İşgören’in hazırladığı fezlekede, Kılıçdaroğlu hakkında “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs etmek” ve “kurum halinde çalışan kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret etmek” suçlarından yargılanması için dokunulmazlığının kaldırılması istendi.Haberi MYK’da aldı
Kılıçdaroğlu, hakkında soruşturma başlatıldığı haberini MYK toplantısında aldı. Kılıçdaroğlu başkanlığında toplanan MYK, Uludere olayı, Başbuğ’un tutuklanması ve kısa da olsa fezlekeyi görüştü. 14:30’da başlayan MYK toplantısı devam ederken CHP liderinin danışmanları 15.30 sıralarında soruşturma belgelerini Kılıçdaroğlu’na sundu.CHP’li üyeler şaşkın
Kılıçdaroğlu’na “önemli bir gelişme var efendim” denilerek sunulan soruşturma bilgisi hakkında CHP lideri aldığı birkaç sayfalık evrakı hızlıca okudu. Evrakı eliyle kaldırarak MYK’ya gösteren CHP lideri, “Beni de Silivri’ye götürecekler…” dedi. Bu esnada ne olduğunu anlayamayan MYK üyeleri evrakın ne olduğunu sorunca Kılıçdaroğlu, “Yargıçlarla ilgili açıklamalarıma soruşturma açmışlar” dedi.

Fezlekeyi ciddiye almadılar
Bunun üzerine MYK üyeleri Kılıçdaroğlu’na gülümseyerek, “Hayırlı olsun” dedi. MYK üyeleri, “Meselenin özü çok ciddi. Reaksiyon verelim”, “Hepimizin dokunulmazlığı kalksın”, “Siyasi bir soruşturma” gibi değerlendirmeleri olurken Kılıçdaroğlu yine gülümseyerek, “Biz gündemimize devam edelim” dedi ve fezlekeyi ciddiye almadığı mesajını verdi.

Bugün açıklama yapacak
Hakkında hazırlanan fezlekeye ilişkin VATAN’ın ulaştığı CHP lideri, “Yarın grupta açıklama yapacağım. Bugün bir açıklama yapmayacağım. Arayan hiçbir gazeteci arkadaşa konuşmadım” dedi.

Güler: Maalesef partimize sıçradı
CHP Sözcüsü ve Genel Başkan Yardımcısı Birgül Ayman Güler, “Bugün bu tutuklamalar, yargı eliyle baskın yapmalar ne yazık ki bizim partimize, partimizin genel başkanına adeta sıçradı” dedi. Güler, “Öyle görünüyor ki daha önce üniversiteleri susturan, daha sonra askeri yönetimin hiyerarşisini alt üst eden, sonra yargıyı siyasallaştıran ve yargıyı Türkiye’de güvenilmez kurum kılan AKP iktidarı, şimdi bütün bu diktatoryal gelişmelere direnen ana muhalafet partisini de hedef almış görünüyor” diye konuştu.

Tekin: Boyun eğmeyeceğiz
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin Vatan Gazetesi’ne yaptığı açıklamada CHP lideri hakkında fezleke hazırlanmasına tepki gösterdi ve “Faşizme boyun eğmeyeceğiz” dedi. Tekin, şunları söyledi: “CHP, 12 Eylül dahil Faşizme hiçbir döneminde boyun eğmedi bundan sonra da eğmeyecek. Fezlekeye hodri meydan diyoruz. Tüm CHP’liler aynı görüşte hepimiz, 135 vekilimiz hakkında fezleke hazırlayıp yargılayıp içeri atsınlar. Meclis Başkanı’na çağrı yapıyorum 135 vekilin de dokunulmazlığını kaldırın. Bütün muhalifleri susturabilirler ama CHP ’yi asla suturamazlar. Hele ki Genel başkanı suturacak güç kimsede yok. Herkes haddini bilsin. Eğer bir bedel ödenecekse bunu tüm CHP’liler ödemeye hazırdır. En başta da CHP Genel Başkanı olmak üzere tüm örgütler vekiller bedelini öder, kimsenin şüphesi olmasın.”

“Onlara yargıç demeyi içime sindiremiyorum”
ANKARA – CHP lideri Kılıçdaroğlu, 9 Kasım 2011 tarihinde Silivri Cezaevi’nde Ergenekon’dan tutuklu CHP’li milletvekilleri Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal’ı ziyaret etmiş, ardından cezaevi önünde açıklamalar yapmıştı. Kılıçdaroğlu, Silivri Cezaevi’ni bir toplama kampına benzeterek şunları söylemişti: “Burada önyargılı, siyasi otoritenin emrinde olan yargıçların, sadece oynadıkları bir tiyatro var. Bunun adına ’Yargılama, demokrasi’ diyorlar. Bu, ne demokrasidir ne de adalet dağıtmadır. Bunların kaçma imkanları yok. Zaten kaçamazlar, ülkelerini seviyorlar. Bunlar, yeminlerini içerek, görevlerini yapmak istiyorlar. Ama bu görevler maalesef bazı yargıçlar tarafından engelleniyor. Onlara yargıç demeyi içime sindiremiyorum. Çünkü yargıç, ’vicdanıyla hareket eden kişi’ demektir. Vicdanı ile hareket etmeyen bir yargıç, yargıç olabilir mi? Anayasanın 90. maddesi, T.C.’nin imzaladığı uluslararası sözleşmeler var. Bunları görmemezlikten gelip, ’Ben bildiğimi okurum’ mantığıyla yola çıkarsanız, adalet dağıtamazsınız. Buradakilerin tek bir ortak paydası var: İktidara muhalif olmak. İktidara muhalif olmanın bedeli, 21. yüzyılın Türkiye’sinde Silivri’de toplama kampında olmaktır. Bu bir demokrasi ayıbıdır.”

“Dokunulmazlığı kaldırılsın”
Kılıçdaroğlu’nun bu açıklamalarının ardından Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’nca soruşturma açıldı. Soruşturmada, Kılıçdaroğlu’nun milletvekilliği dokunulmazlığının kaldırılması için 4 sayfalık fezleke düzenlendi. Silivri Cumhuriyet Başsavcısı Ali İşgören’in hazırladığı fezlekede, Kılıçdaroğlu’na “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” ve “hakaret” suçlarından soruşturma dava açılması için dokunulmazlığının kaldırılması istendi. Savcılığın Kılıçdaroğlu hakkında talep ettiği cezanın alt sınırı 1 yıl 9 ay hapis iken üst sınırı 6.5 yılı buluyor.

10 Ocak 2012 Saat : 9:57
Okunma
admin
devamını oku

CHP’li Tarhan’dan bomba iddia

CHP'li Tarhan'dan bomba iddiaCHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, iktidarın kendisine koruma halkaları yarattığını, bunu gün geçtikçe genişlettiğini savunarak, “Bir adım ötesinde, terörün finansmanının önlenmesi adı altında, belki CHP’nin tüm varlığını dondurmaya cüret edileceğini hissetmeliyiz” dedi.

Kültür, Turizm ve Çevre Gazetecileri Derneği’nce, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde düzenlenen “Tutuklu Gazeteciler ve Milletvekilleri” konferansında konuşan Tarhan, “Türkiye’de iktidarın, resmi propaganda aracı haline getirdiği medya yoluyla gücüne güç kattığını” öne sürdü.

Medyada yapılan haberlerden örnekler veren Tarhan, “2002 yılında ülkemizde 66 kadın cinayete kurban gitmişken, 2010 yılında bu 1550 olmuştur. Yani 10 yıldır bizi yönetenlerin sorumluluğu sorgulanmalıdır, medyanın sorumluluğu da sorgulanmalıdır. Bunca tutuklunun önce nerelerde hedef gösterildiğini de hatırlayalım ve sorgulayalım” dedi.

“Deniz Feneri’ne, Uludere’de 35 canı alan bombardımanın soruşturmasına gizlilik kararı verenler ve suspus işbirlikçiler de sorgulanmalıdır” diyen Tarhan, şöyle konuştu: “Bu gizlilik kararını verenler, insanların özel yaşamları, dost sohbetleri tefrika halinde yayımlanırken neredeydiler? Bunlar, ‘daha çok kişi tutuklanacak, hele bir anayasa değişsin’ diyenlerle aynı çetenin mensupları.

Yasa dışı dinlemeleri yapanlarla sorumluları bulmayanlar, yayımlayanlar, hedef gösterenler, zemin hazırlayıp sahte dava hazırlayanlar aynı çetenin mensuplarıdır. Masum gazetecileri zindanlarda çürütenler, kendi meslektaşlarına inanılmaz bir nefretle saldıranlar aynı çetenin mensuplarıdır.

Bir yargıç olarak, kürsü ve yargıtay deneyimim bu yargılamaları, bu sahte yargılamaları açıklamaya yeterli değil. Çünkü bu bir yargılama değil, esasa etkisi olmayan sırf vakit geçirmek için sorulan sorular ve nafile çapraz sorgularla geçiştirilen zamanlar, kaç on yıla sığdırılacak bunu bilemiyorum, göremiyorum. Sanki bu davalar hiç ama hiç bitirilmemek üzere kurgulanmış.”

Mal varlığının dondurulması
İktidarın kendisine koruma halkaları yarattığını, bunu gün geçtikçe genişlettiğini iddia eden Tarhan, “Bir adım ötesinde terörün finansmanının önlenmesi adı altında, belki CHP’nin tüm varlığını dondurmaya cüret edileceğini hissetmeliyiz toplum olarak. Çünkü terör şüphesiyle, bir idari kararla her özel ya da tüzel kişinin mal varlığını dondurma yetkisi geliyor. Tutuklu milletvekilleriyle bağlantı kurularak böyle bir tehlikeyi hep birlikte yaşayacağımızı ben seziyorum. Artık sezmekten, öngörmekten inanın bıktım. Çünkü bu öngörülerim gün gün gerçekleştiğini görmek gerçekten çok rahatsız edici” dedi.

Türkiye’de bazı medya patronlarının ekonomik olarak sıkıştırılmaları nedeniyle “gizli sansür” kararı aldıklarını iddia eden Tarhan, “Bugün gazetecilerin sürgün, cezaevi ya da zaman zaman mezar olan kaderlerine bir de gizli sansür mekanizmaları eklenmiş durumda” diye konuştu. Tarhan, bir araya gelerek, aydınların, gazetecilerin ve halkın temsilcilerinin hürriyetini tahdit eden, demokrasiyi hapseden bu adaletsizliğe karşı mücadelelerini sürdüreceklerini söyledi. Konferansa, BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi eski Dekanı Korkmaz Alemdar ve gazeteciler de katıldı.

10 Ocak 2012 Saat : 9:20
Okunma
admin
devamını oku

İzmir’deki bomba Başbuğ için miydi

İzmir’deki bomba Başbuğ için miydi?21 Ağustos 2008’de İzmir’de 18 kişinin yaralanmasına neden olan bombanın eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’a yönelik olduğu iddia edildi.

İnternet andıcı davasında şüpheli olarak ifade verdikten sonra tutuklanan eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ ile ilgili ilginç bir iddia ortaya atıldı. Takvim gazetesinden Ergün Diler’in haberine göre; Genelkurmay Başkanlığı’nda da önemli bir görevde bulunan söz konusu tanık, 20 Ağustos 2008’da eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ü ziyaret ettiklerini, bir gün sonra sabah erken saatlerde havaalanına gitmek üzere yola çıktıklarını belirterek şöyle konuştu:
“Tarih 21 Ağustos 2008’di. Saat sabah 07.45’ti. İlker Paşa’nın (Başbuğ) Genelkurmay Başkanı olarak atanmasına 1 hafta vardı. Biz, bir gün önce, yani 20 Ağustos’ta emekli Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün evine ziyarete gittik. İlker Paşa, Özkök’ü sever sayardı. Onun uyarılarını çok dikkate alırdı. 21 Ağustos sabahı İzmir’i bilenler için tanıdık bir nokta olan Yağhaneler’den salınıp Yeşillik Caddesi’nde ilerliyorduk. İstikamet havaalanıydı. Etrafta işine gücüne koşturan insanlar dışında yabancı bir olgu yoktu. Birdenbire önümüzdeki bir araba büyük bir gürültüyle patladı. Ortalık savaş alanına döndü. Hedef İlker Paşa’ydı. Saldırıda 16 polis, asker ve sivil yaralandı. Ancak patlamada bir albayımız şehit düştü. Bunu sakladık, basınla paylaşmadık. Anlayacağınız İlker Paşa’nın Genelkurmay Başkanı olmasından çok rahatsız olanlar vardı. Olayın büyümesini engelledik. 22 Ağustos tarihli gazetelerde adi bir olay gibi yansıtıldı.

Kandıra’ya ‘mesaj’

Aradan bir süre geçmişti. Saldırı unutulmuştu. Tarihler 4 Eylül 2008’i gösteriyordu. Gazeteler ‘Başbuğ destekli Kandıra ziyareti’ manşetiyle çıktı. Oysa olayın perde arkası hiç böyle değildi. Başbuğ Paşa, Korgeneral Galip Mendi’yi Ergenekon’dan tutuklanan Şener Eruygur ve Hurşit Tolon’u ziyarete yolladı. Bu ziyaret kamuoyunda ‘paşalara destek’ olarak algılandı ve sunuldu. Ancak ziyaretin amacı bambaşkaydı. Çünkü suikast Ergenekon işiydi. Başbuğ her detayı biliyordu. Onların güvendiği bir isim olan Mendi’yle masaj yollayıp gözdağı verdi. Bunu açıklayamam ama gözdağı çok ciddiydi. Zaten daha sonra geri adım attılar.

Orada kim yoktu?
İlker Paşa kesin olarak darbeci değil. Eğer darbeci ise, çıkıp Hilmi Paşa’nın bunu açıklaması gerekir. Bakın, kendisi Silivri’de tek başına kalmayı tercih etti. Çünkü darbeci diye araya mesafe koyduğu isimlerle birlikte olmaz. (‘Hasan Iğsız’ı mı kastediyorsunuz?’ sorusu üzerine) İsim vermeme gerek yok. Ancak Tokat’ta 7 şehit verdiğimiz saldırıdan sonra içerideki paşalardan biri Başbuğ’un üzerine yürüyüp ‘Burada benim borum öter’ demiştir. Bunu bilenler bilir. (Kim olduğunu) söyleyemem. En azından şimdilik. Ama İlker Paşa’nın Baılıkesir’de geniş katılımlı bir açıklaması vardı. Bakın o fotoğrafa, eksik olanı görmek zor değil.”

İşte o olay
Söz konusu kişinin anlattığı olay, 22 Ağusto 2008 tarihinde birçok gazetede yer bulmuştu. Adnan Menderes Havalimanı’nda görevlerini tamamlayarak evlerine dönen Çevik Kuvvet polislerini taşıyan midibüsle Konak Orduevi’ne giden askeri otomobilin 07.45 sıralarında Yeşillik Caddesi’nden geçisi sırasında şiddetli bir patlama olmuş; 8 polis, biri albay 3 asker ve 7 sivil yaralanmıştı. Yaralanan kişiler arasında orduevindeki görevine giden Albay Ahmet Kılınç (42) ile şoförü ve koruması olan erler Murat Bekirgül ve  Hüseyin Arısoy yer almıştı. Kılınç’ı yaralayan şarapnel parçalarından birinin şahdamarının 2 santimetre yanına saplandığı belirtilirken, sonradan yaşamını yitirdiğine dair hiçbir bilgi kamuoyuna yansımamıştı. Otomobildeki bombanın uzaktan kumandayla patlatıldığı, bir yıl önce İstanbul’dan çalınarak sahte İstanbul plakası takıldığı, patlamada plastik paklayıcı kullanıldığı da ortaya çıkmıştı. Olaydan kısa süre sonra yaralı erlerden Hüseyin Arısoy da kurtarılamayarak şehit olmuştu.

10 Ocak 2012 Saat : 9:19
Okunma
admin
devamını oku

Terör örgütü okullara dadandı

Terör örgütü okullara dadandıSiirt’te terör örgütü PKK’ya eleman temin ettiği iddiasıyla yakalanan 2 kadınla, bu kadınların ikna ettiği ve örgüte katılmak için hazırlık yaptığı öne sürülen 4 kız çocuğuişlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Yetkililer, güvenlik güçlerinin gerçekleştirdiği başarılı operasyonlar sonrası eleman temin etmekte güçlük çeken örgütün okullara yöneldiği ifade edildi.

 Siirt Cumhuriyet savcısının talimatı üzerine 2 gün önce başlatılan eş zamanlı operasyonla terör örgütü PKK’nın dağ kadrosuna eleman kazandırmak için şehir merkezinde faaliyetlerde bulunan 2 kadın ile terör örgütünün dağ kadrosuna katılmak üzere olan yaşları 13 ile 18 arası değişen 4 kız çocuğu gözaltına alınmıştı. Emniyetteki sorguları tamamlanan şüpheliler, işlemlerinin ardından tutuklanma talebiyle adliyeye sevk edildi.

Yetkililer, terör örgütü PKK’ya yönelik devam eden başarılı operasyonların ardından örgütün eleman temin etmekte zorluk çektiğini belirtti. Örgütün bu nedenle şehirdeki milisler aracılığıyla çocuk ve genç kızlara yöneldiği ifade edildi.

Yetkililer, bu kişilerin özellikle lise ve üniversitelerde aktif bir çalışma yürüttüğünü, bu nedenle velilerin ve öğrencilerin çok dikkat etmesi gerektiği uyarısında bulundu.

10 Ocak 2012 Saat : 4:30
Okunma
admin
devamını oku

Erdoğan’dan Başbuğ açıklaması

Erdoğan'dan Başbuğ açıklamasıBaşbakan Erdoğan, eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un tutuklanmasıyla ilgili konuştu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Norveç Başbakanı Jels Stoltenberg ile bir araya geldi. Düzenlenen ortak basın toplantısında Erdoğan, İlker Başbuğ’la ilgili olarak, “Tutuksuz yargılanma bizim her zamanki arzumuzdur” dedi.

Başbakan Erdoğan, Stoltenberg’i Başbakanlık Merkez Bina’da resmi törenle karşıladı. Törende Başbakanlık Müsteşarı Efkan Ala ve Ak Parti Genel Başkan yardımcısı Ömer Çelik de hazır bulundu. İki ülke ulusal marşlarının dinlenmesinin ardından Konuk Başbakan tören kıtasını Türkçe ’merhaba asker’ diyerek selamladı. Daha sonra iki başbakan tokalaşarak basına poz verdi. Baş başa ve heyetlerarası görüşmelerin ardından iki başbakan ortak bir basın toplantısı düzendi.

Toplantıda Genelkurmay eski Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ tutukluluk haliyle ilgili bir soruya Başbakan şu yanıtı verdi:

“Konuyla ilgili bir yasal süreç başlamış vaziyette. Benim herhangi bir değerlendirmeye girmem uygun olmaz. Ancak 2 yıl beraber çalıştığımız bir mesai arkadaşımdır ve burada tutuklama yoluyla değil de tutuksuz yargılanma bizim her zamanki arzumuzdur. Bunun da süratle neticelenmesi şahsımın ve partimin arzusudur. Bunu isabetli bir yol olarak görmüyoruz.”

“FRANSA SÜRPRİZ OLMADI”
Toplantıda Erdoğan’a dış politikada son günlerde yaşanan gelişmeler de soruldu.

“Soykırımı inkar yasası”nın 23 Ocak’ta Fransa Senatosu’na gelmesinin beklenen bir şey olduğunu belirten Erdoğan, “Bizler açıkladığımız sekiz maddelik yaptırımı devam ettireceğiz. Fransa’da buna tepki devam ederken biz de Fransa içindeki bu duruşu ve Sarkozy’nin bu anlayışına karşı çevrelerle işbirliği halinde, tarihçiler tarafından ele alınması gerkeen bir konu olduğunu gene onlara da anlatacağız, hassasiyetimizi belirteceğiz. Çünkü bu, Mayıs’ta Fransa’da yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik bir adımdır. 500 bin Ermeni varsa 500 bin Türk, 6 milyon kişilik tezimizi destekleyecek gruplar var. Türkiye’de yatırımı olan Fransız kuruluşlar var. Böyle devam ederse ilişkiler büyük zarar görür” dedi.

“YARIN MALİKİ’YLE GÖRÜŞÜYORUM”
Yarın da Irak’taki son durumla ilgili olarak Başbakan Nuri el Maliki ile görüşeceğini belirten Erdoğan,  “Irak’ta da ne yazık ki bir mezhep anlayışı ortaya çıkmaya başladı bu da Irak’ı kan gölüne çevirmiş vaziyette. Bunları tasvip etmek mümkün değil. Kendi bakan arkadaşının binasına tankın namlusunu doğrultursanız hiçbir zaman sağlıklı bir yaklaşım bulamazsınız. Haşimi’nin evinin önüne tankların gelmesi burada akla ziyan bir yaklaşım olduğunu ortaya koyuyor” dedi.

Özellikle Haşimi’yle ilgili atılan adımları kabullenmelerinin mümkün olmadığını ifade eden Erdoğan, “Ben Biden’a da Obama’ya da söyledim, demokratik sistem oturuncaya kadar fayda var dedim. Bunların demokrasiyi anlaması daha uzun yıllar alacak öyle görünüyor” diye konuştu.

SURİYE
Erdoğan Suriye konusunda ise şunları söyledi:

“Suriye şu an kendi vatandaşlarını acımasızca katleden bir yönetime sahip. Öyle zannediyorum ki 7000′e yakın vatandaşını öldürmüş bir yönetim var. İnsan hakları, özgürlükler, dünya barışı hedefi olan ülkelerin dikta mantığına hakim otoriter yapıdaki hükümetlere alkış tutması beklenemez. Bizim Suriye’yle 910 km’lik sınırımız, akrabalık balarımız var. oradaki durum dini mezhepsel veırkçı iç savaşa gitmektedirç burada türkiye öncelikli olarak rol üstlenmek zorundadır çünkü buradaki bir savaş bizi de etkileyecektir. Nitekim bize sığınmış 8000 suriye vatandaşı var. biz de komşuluk hkukundan kaynaklanan ve bu tür kaçmaya sevk eden zulümden dolayı sahiplenmiş durumdayız. sanalkentlerde en güzel şekilde ev sahipliği yapmaya çalışıyoruz.

“BM Güvenlik Konseyi’nin aldığı kararlar var ama Libya benzeri değerlendirilemez, çok daha farklı yapıda. Biz yaptırımlarımızı uygulamaya başlamış durumdayız, gelişmelere göre artarak devam edecektir”.

Norveç Başbakanı Stoltenberg de Suriye’nin kendilerini kaygılandırdığını belirtti.

Stoltenberg, “Bu çok ciddi bir temel insan hakkı ihlali. Dolayısıyla Şam’ın politikasını değiştirmesini istiyoruz. Barışçıl, çok partili, demokratik sisteme geçiş sürecini başlatmasını istiyoruz. Bunun en önemili yollarından biri Esad’ın iktidarı bırakması ve koltuğunu devretmesi. Türkiye’yi de sınırda yaptıkları için takdirle karşılıyorum. Uluslararası toplum, BM siyasi baskı uygulamaya devam etmeli, şiddetin sona ermesine çalışmalı. İnsan hakları diyalogu konusuna gelince, BM ve AK’nin gündemi içinde, insan haklarını nasıl daha çok teşvik edebiliriz bu konuda ortak bir anlayış var. Diyalogu daha da geliştirmemiz mümkün olacak” dedi.

10 Ocak 2012 Saat : 4:28
Okunma
admin
devamını oku

İşte Eurovision temsilcimiz

İşte Eurovision temsilcimiz

TRT, Türkiye’yi bu sene Eurovizyon’da temsil edecek ismi açıkladı.

Azerbaycan’da gerçekleştirilecek Eurovision şarkı yarışmasında Türkiye’yi Can Bonomo temsil edecek. TRT, resmi açıklamayı ana haber bülteninde yaptı. Bonomo, ana haber bülteninde yaptığı açıklamada, çok heyecanlı olduğunu dile getirirken şarkı ile ilgili bir ipucu vermedi. Şarkının hangi dilde olacağı sorusuna da daha karar vermediklerini ancak hem Türkçe hem İngilizce olabileceğini açıkladı.

TRT’nin uzun tartışmaların ardından Eurovision’da Türkiye’yi Can Bonomo’nun temsil etmesine karar verdi.  Daha önce Eurovision için Kıraç, Atiye, Sıla ve Hande Yener’in adı geçmişti.  TRT’nin bu seçimi müzik dünyasında olumlu karşılanırken, bazı ünlü isimler Can Bonomo’yu ilk kez duyduğunu itiraf etti.

TRT’nin Hadise’den sonra tercihini hep erkek solistlerden yana kullanması sanal alemde en çok konuşulan konularından biri oldu.

CAN BONOMO KİMDİR?
İzmirli Can Bonomo, müziğe 8 yaşında gitar çalarak başladı. Ortaokul ve lise boyunca sürdürdüğü müzik çalışmalarına İstanbul’da devam etti. 17 yaşında İstanbul semalarına açılmaya karar veren Bonomo, müzik dünyasına ses prodüksiyonculuğu yaparak atıldı. Bilgi Üniversitesi’nde Sinema-Televizyon Bölümü’nde okudu. Üniversite yıllarında Radyo Klas, Number One FM ve Radio N101’de radyoculuk yaptı. Daha sonra, televizyona geçerek Number One TV ve MTV’de televizyon programları hazırladı. Televizyonculuk kariyeri süresince çeşitli reklamlarda rol aldı.

Müzisyenlik kariyeri, Irwin Welsh’in Porno adlı kitabının ilk yaprağına sardığı demosunu Can Saban’a gönderdiğinde yeni bir boyut kazandı.

Lise ve üniversite yıllarında amatör müzik gruplarıyla İzmir ve İstanbul’da birçok konser veren Bonomo, sonunda “Hazırım” diyerek ilk albümü için kolları sıvadı. Yaklaşık iki yıllık hummalı bir hazırlıktan sonra da Ocak 2011’de Can Saban’ın yapımcılığı ile ilk albümü “Meczup”u yayınladı.

TARZI: İSTANBUL MÜZİĞİ

Müzikal yolculuğu boyunca The Shins, Wax Poetic, The Kinks, The Libertines ve The Beatles’dan etkilenen ve esinlenen Bonomo, Alaturka nağmelerden indie melodilere gezinen müziğini ‘İstanbul Müziği’ olarak tanımlıyor.
 Sanatın hemen her dalına ilgi duyan Can Bonomo, müziğin yanı sıra illüstrasyon yapmaya ve fotoğraf çekmeye bayılıyor!

ÖDÜLLERİ
8. Radyo Boğaziçi Müzik Ödülleri 2011 ‘En İyi ÇıkışYapan Sanatçı’
38. Altın Kelebek Televizyon Ödülleri 2011 ‘En İyi ÇıkışYapan Solist’

10 Ocak 2012 Saat : 4:26
Okunma
admin
devamını oku

ABD, İran’ı uyardı!

ABD, İran'ı uyardı!ABD Savunma Bakanı Leon Panetta, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapaması halinde gereken yanıtı alacağını belirtti.

Güncelleme:09 Ocak 2012 04:18

ABD Savunma Bakanı Leon Panetta, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Martin Dempsey’le birlikte, CBS televizyonunda soruları yanıtladı.

Panetta, İran’ın şu anda bir nükleer silah inşa etmediğini, ancak bunun zeminini hazırlayacak nükleer kapasiteyi geliştirmeye çalıştığını ifade ederek, ”Bizi kaygılandıran da bu. İran’ın nükleer silah geliştirmemesi kırmızıçizgimiz” dedi.

Panetta, İran’a askeri operasyon düzenlenmesi olasılığına dair bir soru üzerine, hiçbir seçeneğin masadan kaldırılmamasının önemli olduğunu kaydederek, ancak şu anda yapılması gerekenin, ‘doğru adımı atmaya zorlamak için’ Tahran’a yönelik diplomatik ve ekonomik baskılara devam edilmesi olduğunu dile getirdi.

İran’ın nükleer silah geliştirmesi halinde ise ‘durdurulacağını’ bilmesi gerektiğini ifade eden Panetta, İsrail’in İran konusundaki olası adımlarına ilişkin bir soru üzerine de, İsrail de dahil olmak üzere bu konuda uluslararası toplumun birlikte çalışmasını tercih ettiklerini söyleyerek, İsrail’in İran’ın nükleer tesislerine tek taraflı bir müdahalesinin, Tahran’ın bölgedeki Amerikan güçlerine misillemede bulunmasına yol açabileceği tehlikesine işaret etti.

Panetta, ”Burada ortak bir amaca sahibiz ve birlikte çalışmamız daha iyi bir yaklaşım olur” dedi.

”GEREKEN YANITI VERİRİZ”
”Peki ya İran, Hürmüz Boğazı’nı kapatırsa?” sorusu üzerine Panetta, ”ABD olarak, Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasına göz yummayacağımızı çok net şekilde ortaya koyduk. Bu bizim diğer bir kırmızı çizgimiz ve böyle bir durumda gereken yanıtı vereceğiz” diye konuştu.

ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Martin Dempsey de aynı programda yaptığı açıklamada, İran’ın eğer isterse Hürmüz Boğazı’nı ‘bir süreliğine’ kapatabilecek askeri kapasiteye sahip olduğunu belirtirken, ancak böyle bir şey olursa ABD olarak boğazı tekrar açmak için harekete geçecekleri uyarısında bulundu.

Orgeneral Dempsey, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasının sadece ABD değil, tüm dünya açısından da ‘hoşgörülemez bir eylem’ olacağını belirtti.

“EN GÜÇLÜ ORDU BİZDE”
ABD Savunma Bakanı Panetta ayrıca, ülkesinde gelecek 10 yıl içinde askeri harcamalarda yapılması planlanan kesintilere rağmen, ABD’nin dünyanın en güçlü ordusuna sahip olmaya devam edeceğini ve bu hususta dünyada bir yanlış anlama olmaması gerektiğini vurguladı.

Panetta, ”Dünyanın anlaması gereken mesaj şu; Amerika dünyadaki en güçlü orduya sahip ülke ve böyle kalmayı sürdürmeye de niyetliyiz” dedi.

9 Ocak 2012 Saat : 7:00
Okunma
admin
devamını oku

Uludere olayında flaş gelişme

Uludere olayında flaş gelişmeGülyazı Sınır Alay Komutan Vekili Jandarma Albay Hüseyin Onur Güney, görevden alındı.

Türkiye- Irak sınır hattına 28 Aralık tarihinde gerçekleştirilen hava harekatında kaçakçılık için sınır ötesine giden 35 kişinin ölümüyle ilgili idari soruşturma açıldı. Şırnak Valisi Vahdettin Özkan, soruşturmanın selameti için Gülyazı Alay Komutan Vekili Albay Hüseyin Onur Güney’in görevden alınması için İçişleri Bakanlığı’na başvurdu.

Bu başvuru üzerine Albay Hüseyin Onur Güney, dün akşam saatlerinde açığa alındı.

Şırnak Valiliği kriz masası kurup, olayla ilgili idari soruşturma başlatmış, bunun üzerine de İçişleri Bakanlığı’ndan gelen 3 müfettiş kent merkezinde çalışma yapmıştı.

9 Ocak 2012 Saat : 6:59
Okunma
admin
devamını oku
bağkur sorgulama Son Yazılar FriendFeed
safari sapka
safari sapka
polar atkı bere
anorak yelek
Bagkurssk.com Kişisel özverilerle oluşturulmuştur ve Resmi Kurumlar ile doğrudan veya dolaylı hiçbir ilişkisi bulunmamaktadır.